Birinci Dünya Savaşı (1914-1918)
28 Haziran 1914’te başlayıp 11 Kasım 1918’e kadar devam eden Birinci Dünya Savaşı’nın nedenlerini Fransız İhtilali’nin meydana getirdiği düşünce akımlarında ve Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkardığı sömürgecilik yarışında aramak gerekir.
Savaşın başlaması ve gelişmesi
Sırplar 28 Haziran 1389’da I. Kosova Savaşı’nda Türkler karşısında yenilgiye uğramışlar ve bu nedenle 28 Haziran’ı “Milli Matem Günü” olarak kabul etmişlerdi. Bugünün yıldönümü olan 28 Haziran 1914’te Sırbistan’ı ziyaret eden Avusturya-Macaristan veliahtı Ferdinand, Saraybosna’da bir sırp tarafından öldürüldü. Bu olay, Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan kıvılcım oldu. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a savaş açtı. Sırbistan’ın en büyük koruyucusu olan (panslavist politikası gereği) Rusya, Sırbistan’ın yanında savaşa girdi. Fransa’nın da Rusya’yı desteklemesi üzerine Almanya, Rusya ve Fransa’ya savaş ilan etti. Daha sonra İngiltere, müttefikleri olan Fransa ve Rusya’nın yanında savaşa girdi. İtalya başlangıçta savaşa girmedi ve bir süre tarafsız kaldı.
Almanlar, Ruslarla savaşmadan önce Fransa’yı savaş dışı bırakmak istiyorlardı. Bu nedenle ilk olarak Belçika ve Fransa üzerine yürüdüler. Fakat Fransızlarla yapılan Marn Savaşı’nı kaybedince geri çekildiler. Daha sonra Rusya’ya saldıran Almanlar, ilk zamanlar bazı başarılar elde ettiler. Diğer yandan 11 Kasım 1914’te Cihad-ı Ekber fetvasını yayımlayan Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında savaşa girdi.
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi, savaşın seyrini değiştirdi. Savaş daha geniş bir alana yayıldı. Başlangıçta tarafsız kalan İtalya, savaşın sonunda kendisine Batı ve Güney Anadolu’nun verileceği vaadi üzerine, İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa girdi. Bu arada Almanlar, Deniz Abluka Harekâtı’na giriştiler. İngiltere ve ABD arasında yük ve yolcu taşıyan gemileri batırmaya başladılar. Denizaltılar ilk kez bu savaşta önem kazanmaya başladı. Almanya bu saldırgan tutumu ile başta ABD olmak üzere bir çok ülkenin İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa girmesine neden oldu.
Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesi
Birinci Dünya Savaşı başladığında, Osmanlı Devleti tarafsız kalacağını açıkladı. Ancak önlem olarak seferberlik ilan etti. Bu arada da kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdı. İtilaf Devletleri de Osmanlı Devleti’nin tarafsız kalmasını destekliyordu. Böylece, yeni cepheler açılmayacak ve Rusya’ya yardım için Boğazlardan serbestçe geçebileceklerdi.
Osmanlı Devleti tarafsız kalmasına karşılık olarak İtilaf Devletleri’nden bazı isteklerde bulundu. Bu istekler; Kapitülasyonların kaldırılması, Ege adaları ve Mısır’ın geri verilmesiydi. Ancak bu istekler İtilaf Devletleri’nce olumlu karşılanmadı. Almanya ise bir an önce Osmanlı Devleti’nin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu. Çünkü Osmanlı Devleti savaşa girerse yeni cepheler açılacak, bunun sonucunda da Almanya’nın savaş yükü azalmış olacaktı. Diğer yandan Almanlar, Osmanlı padişahının halifelik nüfuzundan yararlanarak İngiliz sömürgelerindeki Müslümanları ayaklandırmayı düşünüyordu. Osmanlı Devleti’nde yönetimi elinde bulunduran İttihat ve Terakki Partisi Hükümeti de İttifak Devletleri’nin savaşı kazanacağına inanıyordu. Almanya’nın yanında savaşa girilirse daha önce kaybedilen topraklar geri alınabilirdi. Bu düşünceler içerisinde 2 Ağustos 1914’te gizli bir Türk-Alman ittifakı imzalandı. Yapılan bu antlaşmaya göre, bir savaş durumunda Almanya, Osmanlı Devleti’ni destekleyecek ve ekonomik yardımda bulunacaktı.
Savaşın başlamasından bir süre sonra, Akdeniz’de bulunan iki Alman savaş gemisi Goeben (Goben) ve Breslau (Breslav), İngiliz donanmasından kaçarak Enver Paşa’nın izniyle Osmanlı Devleti’ne sığındı. Savaşta tarafsız durumda olan Osmanlı Devleti’nin, uluslar arası hukuka göre bu iki gemiyi elinde tutması, mürettebatını da gözaltına alması gerekiyordu. Ama bu yapılmadı. Osmanlı Devleti bu gemileri satın aldığını ilan ederek Goeben’e Yavuz, Breslau’a Midilli adlarını verdi.
Osmanlı Devleti’nin bir an evvel kendi yanında savaşa girmesini isteyen Almanlar, Osmanlı Devleti’ne sığınmış olan iki gemiden yararlanmasını bildi. Osmanlı donanması ile birlikte tatbikat amacıyla Karadeniz’e açılan Goeben ve Breslau adlı savaş gemileri, Rus limanları Sivastopol ve Odessa’yı topa tuttular. Bu olay üzerine Rusya Osmanlı Devleti’ne 2 Kasım 1914’te; İngiltere ve Fransa’da 5 Kasım 1914’te savaş ilan etti. Osmanlı Devleti de İngiltere, Fransa ve Rusya’ya 11 Kasım 1914’te savaş ilan ederek karşılık verdi. Böylelikle savaş çok geniş alanlara yayıldı. Bu durum, İttifak Devletleri için büyük kazanç oldu. Kafkas Cephesi’nin açılması ile Rus kuvvetlerinin bir kısmının üzerine yönelmesi sonucu Osmanlı Devleti Doğu Avrupa’da İttifak Devletleri’nin yükünü azalttı. Bir süre sonra da Bulgaristan Almanya’nın yanında savaşa katıldı ve Almanya ile Osmanlı Devleti’nin toprakları karadan birleşmiş oldu. Gerek Almanya gerekse Osmanlı Devleti, savaşa katılırken Rusya’nın ve İngiltere’nin sömürgelerindeki Müslümanlardan yardım göreceklerini düşünmüşlerdi. Fakat bu düşünce gerçekleşmedi. İtilaf Devletleri’nin kuvvetleri arasında Müslüman askerlerde bulunmaktaydı.
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkasya, Kanal, Çanakkale, Irak, Mısır-Filistin, Suriye, Hicaz-Yemen, Romanya, Galiçya ve Makedonya cephelerinde savaştı. Bkz: osmanlı devletinin birinci dünya savaşında savaştığı cepheler
Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi
1917 yılına gelindiğinde savaşa katılan tüm devletlerde savaşın olumsuz etkileri artmaya başladı. İttifak ve İtilaf grupları birbirine karşı üstünlük sağlayamadığından savaşın ne zaman sona ereceği belli değildi. 1917 yılında iki önemli olay oldu. Bağlaşıklarından yardım alamayan Çarlık Rusya’sında ihtilal çıktı. Çarlık Rusya’sı yerine kurulan Sovyet Rusya savaştan çekildi. Diğer olay ise ABD’nin İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa girmesi oldu (2 Nisan 1917).
ABD’nin savaşa girmesi savaşın gidişini değiştirdi. ABD’nin İtilaf Devletleri yanında savaşa girmesiyle müttefikler tüm cephelerde yenilmeye başladılar. 1918 yılı sonlarına doğru İttifak Devletleri’nin savaşı kaybettikleri belli olmaya başladı. Almanya ve müttefikleri için savaşı bırakmaktan başka yol kalmamıştı.
İlk önce savaşın bittiğini gösteren ateşkes antlaşmaları; Bulgaristan’la 29 Eylül 1918’de Selanik Ateşkesi; Osmanlı Devleti’yle 30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkesi; Avusturya-Macaristan’la 3 Kasım 1918’de Villa Guisti Ateşkesi; Almanya ile 11 Kasım 1918’de Rethondes Ateşkesi olarak imzalandı.
Savaşın sonunda galip gelen İtilaf Devletleri, ateşkes antlaşmalarından sonra, yenilgiye uğrattıkları devletler ile ayrı ayrı ve koşulları son derece ağır barış antlaşmaları imzaladılar. Bkz: birinci dünya savaşından sonra yapılan antlaşmalar
birinci dünya savaşının nedenleri
birinci dünya savaşının sonuçları