Amerika Birleşik Devletleri, Nisan 1917’de İtilaf Devletlerinin yanında savaşa katıldıktan sonra, ABD Cumhurbaşkanı Wilson, savaşan taraflar arasında yapılacak olan barışın prensiplerini belirlemek amacıyla 8 Ocak 1918’de 14 maddelik bir program yayımladı. Bu barış programında yer alan önemli maddeler şunlardı:
1- Devletler arasında gizli anlaşmalara son verilecek, açık diplomasi kuralları uygulanacak.
2- Savaşın sonunda galip gelen devletler, savaşı kaybeden devletlerden toprak almayacaklar ve yenilen devletler tazminat ödemeyecek.
3- Devletler arası barışı sürekli kılmak ve anlaşmazlıkları barış yoluyla çözümlemek amacıyla Milletler Cemiyeti (Cemiyeti Akvam) kurulacak.
Wilson Prensiplerinin birinci maddesi, yapılmış olan gizli anlaşmaları, geçerli olmayan belgeler olarak kabul etmesi bakımından oldukça önem taşıyordu.
Wilson Prensiplerinin on ikinci maddesi, Osmanlı Devleti’nin geleceği ile ilgiliydi: “Osmanlı Devleti’nin Türk olan kısımlarında egemenliği sağlanacak, Türk olmayan milletlere kendi geleceklerini tayin hakkı tanınacak, Boğazlar uluslararası trafiğe açık olacak ve uluslararası denetim altında tutulacak.” Bu maddeden anlaşılan, Osmanlı Devleti’nin milliyetler esasına göre bağımsız devletlere bölüneceği ve Türk çoğunluğun yaşadığı bölgelerde bağımsız bir Türk devletinin kurulacağı idi.
Wilson Prensiplerinin temel amacı
Devletler arası kalıcı bir barış sağlamak ve bu amaca yönelik milletler arası bir barış teşkilatı kurmaktı. Ayrıca toplumların geleceklerinin kendileri tarafından tespit edilmesini (self determination) öngörüyordu.
İngiltere ve Fransa’nın tutumu
Wilson Prensipleri ilk bakışta İtilaf Devletlerinin çıkarlarına ters düşüyordu. Buna rağmen İtilaf Devletleri, Wilson Prensiplerini kabul ettiklerini ve bu prensiplere uyacaklarını bildirdiler.
Savaşın bitiminden sonra, İngiltere ve Fransa, Mondros Ateşkes Antlaşması ve Paris Barış Konferansı ile Wilson Prensiplerini dikkate almayarak kendi çıkarlarına uygun düzenlemeleri gerçekleştirmeye çalıştılar.