Anasayfa | İstiklal Marşı | Atatürk Videoları | Atatürk Resimleri | Site Haritası | Sitene Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | English

Atatürk Menü

10 Kasım
19 Mayıs
23 Nisan
29 Ekim
30 Ağustos
Anıtkabir
Atatürk Devrimleri
Atatürk Haberleri
Atatürk İlkeleri
Atatürk İnkılapları
Atatürk Kanunu
Atatürk Kongreleri
Atatürk Kütüphanesi
Atatürk Makaleleri
Atatürk Müzeleri
Atatürk Özdeyişleri
Atatürk Şiirleri
Atatürk Söylevleri
Atatürk ve Din
Atatürk ve Dış Politika
Atatürk'ün Ailesi
Atatürk'ün Anıları
Atatürk'ün Aşkları
Atatürk'ün Eserleri
Atatürk'ün Hayatı
Atatürk'ün Mektupları
Atatürk'ün Rüyaları
Atatürk'ün Şiirleri
Atatürk'ün Soyu
Atatürk'ün Telgrafları
Atatürk'ün Yakınları
Başkent Ankara
Başöğretmen Atatürk
Çalışma Arkadaşları
Çanakkale Zaferi
Diğer Yazılar
Dolmabahçe Sarayı
İstiklal Marşı
Katıldığı Savaşlar
Marş Sözleri
Öğretmenler Günü
Savarona
Tarih Kütüphanesi
Tüm Antlaşmalar
Türk Bayrağı

   
     Sitede Ara

Atatürk Video

Atatürk Anıları Videosu

17081 Kez İzlendi

10 Kasım Siren ve İstiklal Marşı

48602 Kez İzlendi

Atatürk’ün Cenaze Töreni

50979 Kez İzlendi

Atatürk’ün Gerçek Sesi

72849 Kez İzlendi

 Atatürk’ün milli iradeye verdiği önem



Mustafa Kemal ve Milli İrade

 

Onları (büyük adamları) da tam kavramak için her yönlerinden görülmeleri gerekmektedir. Halbuki biz Mustafa kemal’i çok defa yalnız bir yönünden görürüz. Onda her şeyden önce büyük bir irade adamı görmeye alışmışızdır. Hakikatte bu onun ilk göze çarpan vasfıdır. Onda bu vasfı o kadar kuvvetlidir ki; pek çoğumuz onun bu vasfı,yani iradesinin kuvveti karşısında milli iradenin ikinci plana düşmüş olduğunu sanırız. Bu görüşte büyük bir aldanma payı vardır. Bu da onu tek cepheden cephesiyle görmek itiyadından (alışkanlığından) doğmaktadır. Halbuki o bütün ömründe her şeyden ziyade milli iradeye boyun eğmiş ve umumi efkarı gözetmiştir. Onun bu tarafını göremediğimizin başlıca sebebi çok defa küçük bir zümrenin isteğini umumi efkarın (kamuoyunun) bir tecellisi (belirtisi) sanmamıza karşı, onun bu iki kavramı bir birinden ayırabilmesindeki derin sezişidir…

 

Ben, onun bu husustaki sezişine ve bu kavram üzerindeki şiddetli ısrarına Müdafaa-i Hukuk’un ilk Erzurum Kongresinde iki defa yakından şahit olmuştum…

 

Bunlardan birincisi, sonradan “Milli Misak”ımıza temel olan Müdafaa-i Hukuk Nizamnamesi’nin tartışmalarında ileri sürülen bir önerge, ikinciside bu kongrenin yayınladığı beyannamenin sekizinci maddesi tespit olunurken yapılan tartışmadır.

 

Bu önerge kurulacak olan Müdafaa-i Hukuk teşkilatında vilayetlerde valilerin, kazalarda kaymakamların başkan, askerlik dairesi işlerinin ikinci başkan olmalarını ve bu hükümlerin nizamnameye böylece konulmasını istiyordu. Böyle bir önergenin bir halk toplantısı olan bu kongreden çıkmasına imkan olmamakla beraber bazı arkadaşlar bunun Mustafa Kemal Paşa’nın telkiniyle yapılmış olduğunu tahmin ederek karşılamayı ve bu önergeyi daha Nizamname Komisyonunda reddetmeyi kararlaştırmışlardı. Bu önergeden haberdar edilen Mustafa Kemal Paşa derhal komisyona koştu. Önerge sahibi fikrini müdafaa ediyordu. İlk karşı sözü Mustafa Kemal Paşa aldı. Kurulması istenilen teşkilatın bir halk işi olduğunu ve bu önergenin memlekette milli iradeyi ilk hedef olarak kabul etmiş olan Müdafaa-i Hukuk’un daha şimdiden temelini yıkmak olduğunu ve bizim tek dayanağımızın memleket halkı bulunduğunu açıkladı. Mustafa Kemal’in karşılarında olmayıp yanlarında bulunduğu gören arkadaşlar ferahlamışlar ve teşkilat, halkın malı olarak kalmıştı.

 

İkinci tartışma beyannamenin “Milletlerin kendi mukadderatını bizzat tayin ettiği bu tarihi devirde…” diye başlayan sekizinci maddesinin tespitinde yapılmış ve padişahtan derhal Meclis-i Mebusan’ı toplamayı isteyen hükmü bir kısım arkadaşlarımız ağır görmüşlerdi. Bu itirazlara ilk karşı koyan gene Mustafa Kemal Paşa oldu. Uzun bir konuşmadan sonra bu maddenin yazılmasını kendi üstüne aldı ve beş on dakika sonra şu metni verdi:

 

“8- Milletlerin kendi mukadderatını bizzat tayin ettiği bu tarihi devirde, hükümeti merkeziyemizin (merkezi hükümetimizin) de iradei milliyeye (milli iradeye) tabi (bağlı) olması zaruridir. Çünkü iradei milliyeye gayri müstenit (dayanmayan) her hangi bir heyeti hükümetin (hükümet kurulunun) indî (kendine göre) ve şahsi mukarreratı (kararları) milletçe mutağ olmadıktan (uyulmadıktan) başka haricen de muteber (geçerli) olmadığı ve olamayacağı şimdiye kadar mesbuk efal (olaylar) ve netayiç (sonuçlar) ile sabit olmuştur. Binaenaleyh (bu nedenle) milletin içinde bulunduğu hali zacret (sıkıntı) ve endişeden kurtulmak çarelerine bizzat tevessülüne (başvurmasına) hacet kalmadan hükümeti merkeziyemizin (merkezi hükümetimizin) Meclis-i Milli’yi hemen ve bilaifatei zaman (zaman kaybetmeksizin) toplaması ve bu suretle mukadderatı millet ve memleket hakkında ittihaz edilecek bilcümle (bütün) mukarreratı (kararları) Meclis-i Millinin murakabesine (denetimine) arz etmesi mecburidir.”

 

Bu defa eski metin daha şiddetlendirilmiş, üstelik “milletin içinde bulunduğu hali zacret (sıkıntı) ve endişeden kurtulmak çarelerine bizzat tevessül edeceği (başvuracağı)” ilave edilerek Saray milli bir ihtilalle tehdit olunmuştu. Bu, onun Türk milletine ve onun iradesine inancını ve güvenini kesin olarak ifade ediyordu. Cevat DURSUNOĞLU

Pazar Postası Gazetesi 11 Kasım 1951

 


 

Etiketler: atatürkün milli iradeye verdiği önem, atatürk ve milli irade, atatürkün milli iradeyle ilgili anısı,
Eklenme: 28.06.2010
Okunma: 14246

Add to: Facebook.com
 
 Yorumlar
zehra - 22.11.2010 09:33:53
Yorum atatürkün milli iradeye yani millet iradesine verdiği önem sayesinde, bugün milletimiz dilediğini seçme ve seçilme hakkına sahip olmuştur

tuğba -
Yorum atatürkün milli egemenliğe verdiği önem takdirle anılmaktadır. milletimizin tam bağımsızlığı atamızın sayesinde gerçekleşmiştir.

zeynep -
Yorum atatürkün anılarını severek okuyorum onun millete duyduğu güveni anlatan bu anısıda ilginçti. milli iradenin yani milletin egemenliğinin yine milletin elinde bulunması için yapmış olduğu çalışmalar neticesinde biz bu günlere geldik. atatürkün ecdadım olmasından şeref duyuyorum.

  yorum yap
isim
email
yorum

Sitene Atatürk Köşesi Ekle

 
Telif Hakkı: Sitemizdeki konular diğer siteler tarafından kullanılmak isteniyorsa, ilgili sayfaya link verilmesi koşulu ile kullanılabilir. Link verilmeden ve kaynak gösterilmeden her hangi bir yazı yada içerik bilgisinin alınarak web sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. Sitemizin içeriği internet üzerinden sürekli olarak kontrol edilmekte olup, telif hakkı ihlalinde bulunanlar hakkında gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, sitemizde bulunan bir içeriğin telif hakkına kendinizin sahip olduğunuzu düşünüyorsanız ataturkdevrimleri@hotmail.com iletişim adresimizden bizimle irtibata geçerek iddia ettiğiniz içeriğin sitemizden kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Gerekli incelemelerin ardından gereği en kısa sürede yapılacaktır. www.ataturkdevrimleri.com En Büyük Atatürk Sitesi

www.ataturkdevrimleri.com
 

                                                   Her Hakkı Saklıdır Copyright © 2007-2012 Yazılım: Kebilisim.com