Anasayfa | İstiklal Marşı | Atatürk Videoları | Atatürk Resimleri | Site Haritası | Sitene Ekle | Sık Kullanılanlara Ekle | English

Atatürk Menü

10 Kasım
19 Mayıs
23 Nisan
29 Ekim
30 Ağustos
Anıtkabir
Atatürk Devrimleri
Atatürk Haberleri
Atatürk İlkeleri
Atatürk İnkılapları
Atatürk Kanunu
Atatürk Kongreleri
Atatürk Kütüphanesi
Atatürk Makaleleri
Atatürk Müzeleri
Atatürk Özdeyişleri
Atatürk Şiirleri
Atatürk Söylevleri
Atatürk ve Din
Atatürk ve Dış Politika
Atatürk'ün Ailesi
Atatürk'ün Anıları
Atatürk'ün Aşkları
Atatürk'ün Eserleri
Atatürk'ün Hayatı
Atatürk'ün Mektupları
Atatürk'ün Rüyaları
Atatürk'ün Şiirleri
Atatürk'ün Soyu
Atatürk'ün Telgrafları
Atatürk'ün Yakınları
Başkent Ankara
Başöğretmen Atatürk
Çalışma Arkadaşları
Çanakkale Zaferi
Diğer Yazılar
Dolmabahçe Sarayı
İstiklal Marşı
Katıldığı Savaşlar
Marş Sözleri
Öğretmenler Günü
Savarona
Tarih Kütüphanesi
Tüm Antlaşmalar
Türk Bayrağı

   
     Sitede Ara

Atatürk Video

Atatürk Anıları Videosu

17259 Kez İzlendi

10 Kasım Siren ve İstiklal Marşı

48793 Kez İzlendi

Atatürk’ün Cenaze Töreni

51201 Kez İzlendi

Atatürk’ün Gerçek Sesi

73351 Kez İzlendi

 Atatürk’ün cumhuriyet ile ilgili anıları



Atatürk’ün cumhuriyet ile ilgili anıları

 

Meclisin Cumhuriyeti İlanı Lazımdır.

 

Atatürk bana:

 

-Cumhuriyet konusunda ne düşünüyorsunuz, reyiniz ne? dedi.

 

Ben:

 

-Cumhuriyet yönetimindeyiz zaten, milli hükümetin mahiyeti bu değil mi? dedim.

 

-Hayır, Cumhuriyette değiliz. Birinci Büyük Millet Meclisi’nde saltanat müessesesi duruyor. Saltanat düşmüş değildir. Saltanat müessesesini düşürmek için Meclisin Cumhuriyeti ilanı lazımdır. Cumhuriyet ilan olunursa saltanat müessesesi doğal olarak düşer. Bu konuda sizin fikriniz nedir? dedi.

 

-Elbette bu fikirdeyim, hep bu fikre hizmet ediyoruz, dedim.

 

-O halde komutayı bırakmayın, dedi.

 

Yeni ordu teşkili işleri vardı. Ordunun başında kaldım. Ankara’ya gitmedim.  Ali Fuat CEBESOY

 

 

***

 

Cumhuriyet.

 

Bir gün de Mustafa Kemal, galiba Avusturyalı bir gazeteci ile görüştüğü sırada (22 Eylül 1923) “Cumhuriyet” kelimesini ağzından kaçırması üzerine Meclisin ve İstanbul gazetecilerinin yüreği oynamıştır. Meclis Reisinin küçük odasına koşuşan birtakım milletvekilleri Mustafa Kemal’in bu “dil sürçünü” düzeltmesini istemişlerdir.

 

Yine bu küçük odada geçen bir konuşmayı 11 Eylül 1923 tarihli notlarım arasında saklamışım. Konuşmanın rejim meselesine temas eden kısmını buraya alıyorum.

 

Mustafa Kemal Paşa, parti toplantısının kaçta olduğunu sordu. Üçte idi.

 

-Bana birde olduğunu söylediler, onun için erken geldim, dedi.

 

Odasına giderken bizi de davet etti. Mebus olmakla beraber hâlâ yaverliğini yapan eski zabitlerden (subaylardan) biri fırka nizamnamesinin son şeklini getirdi. Nizamname bugün bütün mebuslar tarafından birer birer imzalanacaktı.

 

Biraz sonra cebinden nizamnamenin bir nüshasını çıkardı. Sahife açığına yazdığı Fransızca bir cümleyi okudu. Bu, Fransız Cumhuriyeti’nin “bir ve gayr-i kabil-i tecezzi (bölünmez)” olduğunu söyleyen cümle idi.

 

-Dün akşam, Fransız ihtilâl tarihini gözden geçirdiğim vakit not etmiştim, dedi ve sildi.

 

Bir sualim üzerine Kanun-i Esasi tâdilatı meselesine geçtik. Biraz önce içeriye giren Yunus Nadi’de (Abalıoğlu) aramızda idi.

 

Gazi dedi ki:

 

-Cumhuriyet ne demektir? Kamusa (sözlüğe) baktım, “chose publique” kelimeleriyle tercüme edilmiştir. Bizde manası ne olmalı?

 

Gazi’nin, sözü hangi bahis üstüne getirmek istediği belli idi. Kanun-i Esasi’de hükümet şeklini açıkça göstermek sırası geldiğini söyleyen Sabri Bey (Toprak):

 

-Mesele bugünkü vaziyetin ifade edilmesinden ibarettir, dedi.

 

Gazi:

 

-Ben projeyi gördüm, çok eksik yerleri var. Bu hafta kendim uğraşacağım. Sonra bazı arkadaşlarla hususî müzakerede bulunuruz ve Fırkaya (partiye) getiririz, dedi.

 

Yunus Nadi:

 

-Bunu en kuvvetli zamanımızda yapmalıyız.

 

Gazi kalemini masaya vurarak:

 

-En kuvvetli zamanımız bugündür, dedi.

 

Sonra yeni Kanun-i Esasi’nin kendi niyetine göre ilk maddesini okudu:

“Türkiye Cumhuriyet usulü ile idare olunur bir halk devletidir.”

 

Nihayet yakında Cumhuriyetin ilân olunacağını Mecliste Mustafa Kemal Paşa’nın ağzından işitiyorduk. Haber ağızdan ağza yayılarak, Mecliste herkes şüpheden kurtulacaktı. Acaba, böyle bir havadisi ölüm haberi gibi bekleyenler, harekete geçecek miydi?

 

Aramızdan biri sordu:

 

-Reisicumhur olduktan sonra gene Halk Fırkası’nın reisi kalacak mısınız?

 

Gazi gülümseyerek:

 

-Aramızda öyle! dedi.

 

Reisicumhurluk müddeti üzerinde konuştuk. Onun fikrince Reisicumhur, Büyük Millet Meclisi’nin de reisidir. Dört sene, yedi sene bahisleri geçti.

 

Bir gayretkeş:

 

-Kayd-ı hayat (yaşadıkça) şartıyla da olabilir, dedi.

 

Gazi sert bir tavırla bunu reddetti.

 

Bir arkadaş, fesih hakkı meselesini açtı:

 

-Vakıa (gerçi) şimdiki Meclis için düşünülecek bir şey yok. Sizin hükümetleriniz daima ekseriyet (çoğunluk) bulabilir. Fakat fırkalar (partiler) çoğalınca hükümetsizlik tehlikeleri de baş gösterebilir. Buna ne çare düşünüyorsunuz?

 

-Millet Meclisi, kendi kendini feshedebilir.

 

Bu cevap emniyet verecek gibi değildi. Arkadaşların ortaya sürdüğü fikirler, şöyle hülasa olunabilir: Cumhuriyeti Fransa’daki şekli ile almak arzusunda olanlar, bu hakkı Reisicumhura ve hükümete bırakmak teklifinde bulundular. Eski ittihatçı Sabri Bey ( Toprak), fesih hakkının Meşrutiyet devrinde iki defa suiistimal edildiğini hatırlatarak, ihtiyatlı olmayı tavsiye etti.

 

Bir arkadaş:

 

-Acaba fesih hakkı şartlarını son derece kayıtlamak, meselâ, Reisicumhur ve hükümetin, bu hakkı ancak fırkalar (partiler) arasındaki nispetsizlik anarşiye vardığı zaman kullanılması daha doğru değil mi? dedi.

 

Gazi:

 

-Millete müracaat eder, referandum yaparız, cevabını verdi.

 

Arkadaşlar bu usulün karışıklığını ve sebep olabileceği buhranları öne sürdüler. Münakaşa gene kendisinin bulduğu şöyle bir formül üstünde karar kıldı:

 

“Reisicumhur ve hükümet, Millet Meclisi ifa-yı vazife (görev yapma) imkansızlığında kaldığı vakit, yeni intibahat (seçimler) icra ettirmek (yaptırmak) hakkını haizdir (hakkına sahiptir).” Falih Rıfkı ATAY

 

“Çankaya Atatürk Devri Hatıraları”, Dünya Gazetesi 10-11 Mayıs 1952

 


 

Etiketler: atatürkün cumhuriyet ile ilgili anısı, atatürk cumhuriyet anıları, cumhuriyet ile ilgili anı, atatürk cumhuriyetin ilan edilmesi anı,
Eklenme: 04.01.2010
Okunma: 38130

Add to: Facebook.com
 
 Yorumlar
bahar duru -
Yorum o dönemlerde cumhuriyetin ilanı için çalışmaların yapılması aslında çok zormuş, fakat atatürk bütün güçlüklere karşı koyarak bunu gerçekleştirmiş, gericiliğe karşı büyük bir savaş açarak bu savaşı millet adına kazanmıştır. cumhuriyetin ilan edilmesi ile ilgili iki güzel anı için teşekkür ederim.

fadime - 28.01.2010 02:36:32
Yorum atatürk ün bu anısı cumhuriyetin kuruluşunu anlatıyor.ve atatürk ün liderliği anlatılıyor

Nedret - 05.01.2010 12:11:18
Yorum Atatürk ün cumhuriyet ile ilgili olan anısında Ali Fuat Cebesoy a duyduğu güven ve mutlaka ilan edilmesi gereken cumhuriyet in temellerinin atıldığını anladım. Güzel bir cumhuriyet anısı olmuş.

  yorum yap
isim
email
yorum

Sitene Atatürk Köşesi Ekle

 
Telif Hakkı: Sitemizdeki konular diğer siteler tarafından kullanılmak isteniyorsa, ilgili sayfaya link verilmesi koşulu ile kullanılabilir. Link verilmeden ve kaynak gösterilmeden her hangi bir yazı yada içerik bilgisinin alınarak web sitelerinde kullanılması kesinlikle yasaktır. Sitemizin içeriği internet üzerinden sürekli olarak kontrol edilmekte olup, telif hakkı ihlalinde bulunanlar hakkında gerekli girişimlerde bulunulmaktadır. Bununla birlikte, sitemizde bulunan bir içeriğin telif hakkına kendinizin sahip olduğunuzu düşünüyorsanız ataturkdevrimleri@hotmail.com iletişim adresimizden bizimle irtibata geçerek iddia ettiğiniz içeriğin sitemizden kaldırılmasını talep edebilirsiniz. Gerekli incelemelerin ardından gereği en kısa sürede yapılacaktır. www.ataturkdevrimleri.com En Büyük Atatürk Sitesi

www.ataturkdevrimleri.com
 

                                                   Her Hakkı Saklıdır Copyright © 2007-2012 Yazılım: Kebilisim.com