Atatürk Devrimleri
Atatürk Haberleri
Atatürk İlkeleri
Atatürk İnkılapları
Atatürk Kanunu
Atatürk Kongreleri
Atatürk Kütüphanesi
Atatürk Makaleleri
Atatürk Müzeleri
Atatürk Özdeyişleri
Atatürk Şiirleri
Atatürk Söylevleri
Atatürk ve Din
Atatürk ve Politika
Atatürk'ün Ailesi
Atatürk'ün Anıları
Atatürk'ün Aşkları
Atatürk'ün Eserleri
Atatürk'ün Hayatı
Atatürk'ün Mektupları
Atatürk'ün Rüyaları
Atatürk'ün Şiirleri
Atatürk'ün Soyu
Atatürk'ün Telgrafları
Atatürk'ün Yakınları
Başöğretmen Atatürk
Çalışma Arkadaşları
Katıldığı SavaşlarAtatürk’ün, yalan söylenmesini sevmemesi ile ilgili bir anı.
Yalana Tahammülü Yoktu...
Eskişehir yoluyla Ankara’ya gittim. Mustafa Kemal ile henüz tanışmıyordum. Kendisini Ankara’da Mecliste buldum. Kapıdan içeri girilince solda ve cadde üzerindeki oda riyaset odasıydı. Mustafa Kemal pencerenin yanındaki yazıhanenin başında oturuyordu. Diğer sandalye ve koltuklarda da ziyaretçiler vardı.
Yanına sokularak kendimi:
-Celâl, diye takdim ettim.
Bana hemen yanı başında bir yer gösterdi.
Kendisi bir taraftan da genç bir mülâzımın verdiği izahatı dinliyordu.
Mülâzım hararetli hararetli:
-Kıtamı üçe böldüm, ben merkezden ilerledim. Fakat ne çare ki geriye ancak yalnız dönebildim, şeklinde anlatıyordu.
Mustafa Kemal bir ara mülâzıma hitaben:
-Kâfi, gidebilirsiniz, dedi.
Mülâzım dışarı çıktıktan sonra bana döndü ve:
-Sanki bir başkumandanmış gibi konuştu değil mi? dedi ve arkasından ilâve etti:
-Söylediklerinin hepsi yalan…
İşte Atatürk’ün bana söylediği ilk cümle bunlar olmuştu. O gün anladım ki Atatürk kendisine yalan söylenmesine asla tahammülü olmayan bir insandır. Ona yalan söylememek, bu sebeple beceremediğimiz bir işi de itiraf etmek lâzımdır. Kendisiyle karşılaştığım o ilk gün edindiğim bir tecrübe ile seneler boyunca Mustafa Kemal’in yakın itimadını bu metod sayesinde kazandım.
Celâl BAYAR
Hikmet Bil, “Celâl Bayar’ın Sofrasında Atatürk”, Hürriyet Gazetesi, Sene:2, No:546, 5 Kasım 1949, s.1,4