Atatürk Devrimleri
Atatürk Haberleri
Atatürk İlkeleri
Atatürk İnkılapları
Atatürk Kanunu
Atatürk Kongreleri
Atatürk Kütüphanesi
Atatürk Makaleleri
Atatürk Müzeleri
Atatürk Özdeyişleri
Atatürk Şiirleri
Atatürk Söylevleri
Atatürk ve Din
Atatürk ve Politika
Atatürk'ün Ailesi
Atatürk'ün Anıları
Atatürk'ün Aşkları
Atatürk'ün Eserleri
Atatürk'ün Hayatı
Atatürk'ün Mektupları
Atatürk'ün Rüyaları
Atatürk'ün Şiirleri
Atatürk'ün Soyu
Atatürk'ün Telgrafları
Atatürk'ün Yakınları
Başöğretmen Atatürk
Çalışma Arkadaşları
Katıldığı SavaşlarMustafa Kemal’in önderliğinde Anadolu, kurtuluş hareketine hazırlandığı günlerde, Ankara’da diğer şehirler gibi huzursuzdu. Birinci Dünya Savaşı’nın galip devletlerini, birer İngiliz ve Fransız birliği temsil ediyordu. Yabancı askerlerin hoş olmayan hareketleri halk arasında tepkiyle karşılanıyordu. Ankara’nın ileri gelenleri, düşmana karşı direnme kararı aldı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurdu. Mustafa Kemal, Temsil Heyeti’ni oluşturan arkadaşlarıyla beraber 27 Aralık 1919 Cumartesi günü üç otomobillik bir kafileyle Sivas, Kırşehir, Kaman üzerinden Ankara’ya geldi. Dikmen sırtlarında büyük bir coşkuyla karşılandı. Mustafa Kemal Paşa’nın bu tarihi günü bir bildiriyle ulusuna duyururken: “Şimdilik Temsil Heyeti’nin merkezi Ankara’dır… Vatandaşlarım! ne şu, ne bu kuvvet bizi kurtarabilir. Bizi sizin gibi fedakar ve cesur halkımız kurtarır” sözleri heyecan uyandırdı. Mustafa Kemal ve arkadaşları o gece ve sonraki günler, Keçiören yolu üzerindeki Ziraat Mektebi’nde misafir edildiler.
Ziraat Mektebi’nde ve çevresinde geçen olaylar, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıç günlerinde Kemal Paşa’nın yakın silah arkadaşlarının içinde bulundukları inanılmaz güçlüklerle doludur. Bu olayları Büyük Nutuk’tan, tarihi belgelerden, O’nun yakın silah arkadaşlarının bıraktıkları anılardan ve o günleri yaşayanlardan öğreniyoruz.
Mustafa Kemal Paşa, 27 Aralık 1919’dan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış günü olan 23 Nisan 1920 tarihine kadar geçen dört aya yakın süre ile bu binada çalışmıştır. Bu iki tarih arasında Heyet-i Temsiliye olarak alınan bütün kararlar bu binada hazırlanmış; ayrıca kurulan bir telgrafhane vasıtasıyla bütün yurtla temas sağlanmıştır.
Artık yeni Türkiye’nin kalbi Ankara’da çarpacaktı. O yıllarda Ankara, yirmi bin nüfusuyla gelişmemiş bir köyü andırmakta; kent, Kale ile bugünkü Ulus Meydanı arasında uzanmaktaydı. Birkaç resmi taş binanın dışında dikkat çeken yapı yoktu. Evlerin çoğunun damları düz, görünümleri toprak rengindeydi. Şehir, ağaçtan, yeşillikten yoksun, çıplak bir bozkırı andırıyordu.
Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının gelmesiyle Ankara’da heyecanlı günler başladı. Bunlardan birincisi 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıydı. Şehir yavaş yavaş canlanıyordu. Zaman Zaman cepheden hem sevindirici, hem de tatsız haberler geliyor, hatta Polatlı yönünden top sesleri duyuluyordu. 3 Ağustos 1921 günü birkaç Yunan uçağı bombalarını istasyon civarına boşaltıp uzaklaştı.
Karargahını Ziraat Mektebi’nde kuran Mustafa Kemal Paşa, gece gündüz demeden burada çalışırken; bütün faaliyetlerini, daha o zamanlarda başlayan demokratik bir anlayışla Temsil Heyeti adına yapıyordu.
Kurtuluş Savaşı sırasında ölüm-kalım hareketinin merkezi haline gelen Ankara, Mustafa Kemal tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olarak ilan edildi (13 Ekim 1923). Mustafa Kemal Paşa, vilayetlerden seçilerek gönderilen milletvekilleri tarafından Meclis Başkanlığına getirildikten bir süre sonra çalışmalarını istasyondaki Taş Bina’da sürdürdü. Ne Ziraat Mektebi, ne de istasyondaki bina Mustafa Kemal’e sürekli oturması için elverişli değildi. Ruşen Eşref’in önerisi üzerine Çankaya’yı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Çankaya’sı yapan Çankaya’daki bağ evini gidip gördü ve beğendi.