 |
Atatürk Haftası Konuşma Metni_I |
|
|
|
Sayın Valim,Değerli Konuklar ,
Mustafa Kemal gibi düşünebilmek; işçisiyle,
memuruyla; öğrencisiyle, öğretmeniyle;
genciyle, yaşlısıyla Mustafa Kemal gibi
düşünebilmek…
Uygarlık yolunda ilerlediğimiz 21. yy’da
ileriyi görebilen ve daha ileriye gitmeyi
amaçlayan, yeni nesiller yetiştirmek,
Mustafa Kemal gibi düşünebilmenin ilk
adımıdır.
Bu adımı atarken, yeni neslin geçmişini iyi
bilmesi ve özümsemesi gerekmektedir. Bunun
içindir ki her fert üzerine düşen
sorumluluğun bilincinde olmalıdır.
Gerçekte ülkenin yönetimini devralacak,
geleceğimizi yönlendirecek, uygar ve saygın
bir ulus olma bilincini daha da pekiştirecek
gençler, Ulu Önder Atatürk’ün İlke ve
Devrimlerinin ışığında ilerlemelidir.
Bilinmelidir ki 1920–1938 yılları arasında
sağlanan gelişme ve değişmeler hem milletin
birbiriyle kucaklaşması, hem de çağ ile
yarışmak düşüncesiyle doğmuştur. Uygulanması
da milletin çağdaşlaşmaya katılması ve ona
katkıda bulunması şeklinde gerçekleşmiştir.
Atatürk’ün Türk milletini büyük bir atılıma
hazırladığı ve yönlendirdiği yüzyılda Avrupa
ve Asya’nın pek çok ülkesinde totaliter
rejimler veya diktatörlükler bulunuyordu.
Böyle bir dünyada o yabancı bir gazetecinin
sorusuna “Ben kalpleri kırarak değil,
kazanarak hükmetmek isterim.” diye cevap
vermiştir.
Aynı çağda yaşayan, gerek kendi milletleri,
gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı
olan bazı liderler, bu gün ya unutulmuş ya
da kötü miraslarıyla anılır olmuştur.
Atatürk ise, sevgi ve saygı uyandırarak Türk
milletini çağ ile tanıştırmaya gayret edip
varlığını teminat altına almaya
yöneltmiştir.
Yalnızca 10 Kasımlar değil, düşünce
ufkumuzda Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere
yüklediği sorululukları ve gösterdiği
hedefler asla unutulmamalıdır.
Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya
koyduğu milli hedef ve stratejilerin
hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve
değerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir.
Ancak bu şekilde ulu önderin kutsal
emanetini gelecek çağlara ve nesillere
ulaştırabiliriz.
Ünlü bir devlet adamının dediği gibi
“Atatürk gibi insanlar, bir nesil için
doğmadıkları gibi, belli bir devre için de
doğmazlar; onlar önderlikleriyle yüzyıllarca
milletlerin tarihlerinde hüküm sürecek
insanlardır.”
Ulu önderim, Atatürk’üm, iyi ki bizimleydin,
iyi ki bizimlesin ve bizimle var olacaksın.
Saygılarımla…
 |
Atatürk Haftası 10 Kasım Konuşma Metni_II |
|
|
|
Sayın Müdürüm, değerli öğretmen
arkadaşlarım, sevgili öğrenciler,
Türk ulusunu bağımsızlığa kavuşturan, onu
çağdaş uygarlığın ayrılmaz bir parçası gören
ve çağdaş uygarlık düzeyine çıkaran, adı ve
eserleri sonsuza kadar yaşayacak olan, Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 69. yılında
tazim ve rahmetle anıyoruz.
10 Kasımlar, artık O’nun aramızdan
ayrılışının anma ve matem günü olmaktan
çıkarak, bize bıraktığı eserlerin
zenginleştirilmesine ve yeni nesillere daha
iyi anlatılmasına vesile olmaktadır. 10
Kasımların Atatürk’ün 57 yıllık hayatını,
mücadelesini, milletimize kazandırdıkları ve
kazandırmak istediklerini doğru anlama
bakımından önemi büyüktür.
Mustafa Kemal Atatürk, savaşlardaki
başarılarıyla büyük asker, yönetimiyle büyük
bir devlet adamı; görüşlerindeki sağlamlık,
doğruluk, geçerlilik, uluslar arası
ilişkilerde güvenirlik, barış ve insan
severlik değerleri ile de evrensel bir
kişidir.
Aynı çağda yaşayan, gerek kendi milletleri,
gerekse dünya için endişe ve korku kaynağı
olan bazı liderler, bugün ya unutulmuş ya da
kötü miraslarıyla anılır olmuştur. Atatürk
ise, sevgi ve saygı uyandırarak, Türk
milletini, çağ ile tanıştırmaya gayret edip
varlığını teminat altına almaya
yöneltmiştir.
Yalnız 10 Kasım’da değil, düşünce ufkumuzda,
Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği
sorumluluklar ve gösterdiği hedefler tekrar
tekrar konuşulmalıdır.
Ülkemizin en zor anında bile düşünüp ortaya
koyduğu milli hedef ve stratejilerin
hatırlanması, bu tür çabaların anlam ve
değerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir.
Akılcı ve yaratıcı düşünen, kendine güvenen
ve sorumluluk sahibi, özgür bireylerin
oluşturduğu çağdaş, Kendi ifadesiyle “muasır
medeniyet seviyesini yakalayıp onu aşan” bir
toplum yaratmayı amaçlayan Atatürk’ün
özümsenmesi, devlet ve toplum hayatına
getirdiği ilkelerin dogmatik değil,
akılcılığa ve bilimciliğe dayalı bir şekilde
yorumlanması ve benimsenmesiyle mümkün
olabilir.
Atatürk bunu şöyle ifade etmiştir: ‘’Ben,
manevî miras olarak hiçbir dogma, hiçbir
donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum.
Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır.
Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda
olduğumuz çetin ve köklü müşkülât önünde,
belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat
asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi
rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir.
Zaman süratle dönüyor, milletlerin,
cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık
telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir
dünyada, asla değişmeyecek hükümler
getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin
gelişimini inkâr etmek olur.’’
Atatürk`ün gösterdiği yolda ilerleyebilmek,
yani çağdaş medeniyeti yakalayıp aşabilmek,
kendimizi çağdaş dönüşümlere göre
yenileyebilmek, tahlil ve yaklaşımlarımızı
klişelerden arınmış, açık bir zihinle
yapabilmek, mücadelemizi Mustafa Kemal'in
irade gücü, azmi, bağımsızlık aşkı,
cesareti, disiplini ve kararlılığıyla
gerçekleştirebilmekle mümkündür.
Mustafa Kemal Atatürk, herhangi bir kimsenin
veya topluluğun tekelinde değildir. Çünkü
bütün milletimizin bağlı olduğu ve sevdiği
bir tek Atatürk vardır. O’nu sevmek, O’nu
anlamak ve O’nun prensiplerini milletimizin
idrakiyle örtüştürmek, milletin her ferdinin
hakkı ve vazifesidir.
Milli egemenliğine ve onuruna doğrudan
doğruya sahip olmanın kıymetini iyi bilen ve
anlayan Büyük Türk Milleti, bu mukaddes
hakkına yönelecek her türlü tehlikeyle
baş edecek güçtedir.
Bu duygu ve düşüncelerle, aramızdan
ayrılışının ... yılında, Türk Ulusu'nun
yüreğinde ölümsüzleşen, Büyük Önder ATATÜRK'
ü bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyor,
yüksek hatırası önünde saygıyla eğiliyor ve
şükranlarımızı sunuyoruz.
Aziz ruhun şad olsun.
Atatürk Haftası ile ilgili şiirlere
aşağıdaki linke tıklayarak ulaşabilirisiniz
10 Kasım Atatürk Haftası Şiirleri
|