|
I_Atatürk’ün Siyasal Yaşama Yönelik Eserleri |
 |
Büyük Söylev (Nutuk) |
19 Mayıs 1919’daki “Genel Durum ve Görünüş” ile
başlayıp, “Gençliğe Armağan” ile biten
Atatürk’ün Söylev (Nutuk)’i, tarihi hem
yansıtan hem de yorumlayan bir belgedir.
ATATÜRK’ün kendi deyimiyle, “ulusal ve
çağdaş bir devletin” kuruluş öyküsüdür.
Söylev (Nutuk)’e dikkatle bakıldığı zaman hem
Kurtuluş Savaşı ideolojisi, hem de yalnız
bir önderin çevresiyle hesaplaşması görülür.
ATATÜRK, inanılmaz başarısını aktarırken,
kendisini yalnız bırakanlardan, başarısına
inanmayanlardan da hesap sormaktadır. Rauf
ORBAY, Refet BELE, Kazı KARABEKİR Paşa, Ali
Fuat CEBESOY, Bekir SAMİ, Cafer TAYYAR,
Nurettin Paşa, Ali İhsan SABİS, Nazım Bey ve
Kara Yusuf, bir zamanlar önderin yanında
olan fakat sonradan ona ayak uyduramayarak,
ters düşen kişilerdir. Söylev (Nutuk),
düşmana ve Osmanlı’ya yöneldiği ölçüde, bu
kişileri de kapsamaktadır.
Söylev (Nutuk), zafere doğru giderken çeşitli
uzlaşmalardan yararlanan bir önderin değil,
zaferi kazanmış ve bu yüzden de artık kendi
çözümlerini egemen kılan bir önderin
sözleridir.
Söylev (Nutuk), genç bir devletin
pekiştirilmesini amaçlıyordu. Çünkü,
devrimci kadro içinde ATATÜRK’ün hesaplaşmak
zorunda kaldığı kişiler, etkin kamuoyu
önderleri ve asker kişiler olarak
varlıklarını sürdürüyorlardı. Oysa genç
devletin, bu devletin niteliği hakkındaki
siyasal çekişmelere dayanacak gücü yoktu.
İşte bu nedenle ATATÜRK, yeni Türkiye
Cumhuriyeti’nin nitelikleri hakkında kuşku
duyan eski arkadaşlarını duraksamaksızın saf
dışı bırakıvermiştir.
ATATÜRK, Neden Söylev (Nutuk)’i yazmaya gerek
duymuştur? “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar
mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa
değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak
mahiyet alır.” sözleri ATATÜRK’e aittir. Bu
nedenle başardığı büyük devrimin yorumunu
başkalarına bırakmak istememesi doğaldır.
Bu kapsamda; tarihe mal olmuş bir belge,
tarihi yorumlayan bir belge ve yeni
Cumhuriyet’i pekiştiren bir olay olarak üç
nitelik taşımaktadır.
 |
Atatürk’ten Mektuplar |
 |
Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri |
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Meclis’te,
Yurt içi gezilerinde, Cumhuriyet Halk
Partisi Platformlarında yapmış olduğu tüm
konuşmaların ve gazeteci ve kişilere vermiş
olduğu tüm demeçlerin toplandığı 5 ciltlik
bir eserdir.
|
II_Atatürk’ün Sosyal Ve Kültürel Alana Yönelik
Eserleri |
 |
Atatürk’ün Hatıra Defteri |
Mustafa Kemal ATATÜRK, 1 nci Dünya Savaşı’nda; Gelibolu,
Diyarbakır, Bitlis ve Suriye cephelerinde
bulunmuştur. Türk ordularını bu bölgelerde
idare ederken bir taraftan o bölgeleri ve
halkını yakından tanımak fırsatını bulmuş,
diğer taraftan da yurdun çeşitli
bölgelerinden gelen subay ve erlerin
kabiliyetlerine ve yurtları için yaptıkları
fedakarlıklara şahit olmuştur. Bu geleceğin
büyük adamı Kemal ATATÜRK için büyük bir
tecrübe devresidir.
Mustafa Kemal, yazmış olduğu bu küçük hatıra
defterini, doğu cephesindeki yaveri yedek
subay Şükrü TEZER’e vermiştir. Anılan hatıra
defteri Şükrü TEZER’in savaşa ait hatıra ve
yazıları ile birlikte yayınlanmıştır.
Mustafa KEMAL’in kendi el yazısıyla olan
hatıraları az olmakla beraber çok ilgi
çekicidir.
 |
Arıburnu Muharebeleri Raporu |
“Arıburnu Raporu”, Birinci Dünya Savaşı
içinde ve Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından
İkinci Ordu Komutanlığı sıralarında Harp
Tarihi Dairesinin isteği üzerine
yazılmıştır.
 |
Karlsbad Hatıraları |
1918 yılını kapsayan anılan günlük hatıra defterleri M.Kemal’in
Karlsbad’da “Geçen Günlerim” başlığı altında
altı deftere yazdığı hatıralardır. M. Kemal
ATATÜRK, askeri, siyasi ve sosyal meseleler
üzerinde fikirlerini açmakta ve özellikle
okuduğu kitaplardan aktarmalar yapmaktadır.
Ancak bunlarda kendi fikirlerini çoğunlukla
belirtmemektedir.
Aynı usulü bu tarihten önceki hatıra
defterlerinde de takip etmiştir. Zaten
kendisinin her zaman her yerde kitap okuduğu
bilinmektedir. Tarihi olayları, geleceğe
ışık tutacak nitelikte bulduğu için yalnız
ezberlemekle değil fakat tahliller yaparak
değerlendirilmektedir. Bu bir aylık hatıra
yazılarında ATATÜRK milli benliğine bağlı
Türkiye’nin geleceğine yön verecek hazırlık
içindedir.
 |
Geometri |
Bu kitabı ATATÜRK ölümünden 1.5 yıl kadar önce, III ncü Türk Dil
Kurultayından hemen sonra 1936-1937 yılı kış
aylarında Dolmabahçe Sarayında kendi el
yazısı ile yazmıştır.
Askerlik çığırından gelen ATATÜRK’ü, siyaset olayları büyük bir
devlet adamı yapmış olduğu gibi, yurdun
kültür sorunları da O’nu büyük bir eğitimci
durumuna getirmiştir.
Geometri, eski terimle “Hendese”, eğitim örgütümüzde önemli bir yer
tuttuğu halde, bunun terim düzeni çok ağdalı
ve çapraşıktır. Arapça ve Farsça, okul
programından kaldırılmış fakat Arapça
üzerine kurulmuş olan terimler kalmıştır.
Örneğin, “müselles-i mütesaviyül adla”yı
çözümlemesi olarak hangimiz anlayabilirdik?
Eğitimde bir gerçek vardır; anlayış yolunun
açık olması, bir ipucu bulunması gerekir.
“Müselles-i mütesaviyül adla” bu nitelikte
değildir; bir külçe gibi anlayış yolunu
tıkayan, öğrencinin eline hiçbir ipucu
vermeyen cansız bir tekerlemedir. ATATÜRK,
öğrencideki bu anlayış tıkanıklığını açmak
için bu terimi, ana dili öğelerinden yapılı
bir şekilde “eşkenar üçgen” e çevirmiştir.
İşte bu 44 sayfalık küçük kitapta; boyut,
uzay, yüzey, düzey, çap, kesit, yay, çember,
teğet, açı, açıortay, taban, yatay, düşey,
dikey, üçgen, dörtgen, eşkenar, ikizkenar,
yamuk, artı, eksi, çarpı, bölü eşit, toplam,
oran, orantı, türev, alan, varsayım, gerekçe
gibi terimler hep bu amaçla ATATÜRK
tarafından türetilip konmuştur.
 |
Medeni Bilgiler
|
Vatandaşlara, gerek Devlet ve Hükümetle ve gerek aralarındaki
ilişkiye nazaran mevcut görev ve haklar ve
genellikle devlet teşkilatını öğreten ve
Afet İNAN tarafından aktarılan “Medeni
Bilgiler” kitabının altında toplanmıştır.
Afet İNAN’ın aktardığına göre: “Bu kitaplar benim ismimle çıkmış
olmasına rağmen, ATATÜRK’ün fikirleri ve
telkinlerinden mülhem olduğu ve üslubun
tamamen kendisine ait olduğunu tarihi
hakikatları belirtmek bakımından bana düşen
bir ödev telakki ediyorum. Ben bu konularda
çalıştım, hatlar hazırladım ve dersimi
onlara göre verdim. Bu kitabımı ATATÜRK’ün
çalışmaları ve fikirleri olarak yayınlarken,
onun el yazılarını da birer belge olarak
koymak istedim.”
“Medeni Bilgiler” kitabında millet, hakimiyet, hak ve görev,
Devlet, Hürriyet, ferdi haklar ve ferdi
hürriyetler sıkça bahsedilmekte ve bu
kavramlar üzerinde uzunca durulmaktadır.
ATATÜRK vatandaşı, miletin ferdi olarak aile, toplum ve devlete
karşı görevli telakki ederken “milletin,
medeni beşeriyetin bir ailesi olması noktası
nazarından bütün insanlığa karşı bir takım
görevleri” olduğunu bilhassa işaret etmek
istemiştir. Böylece ATATÜRK, Türk
vatandaşının medeni alemde hür, eşit görev
ve hak sahibi, sorumluluklarını bilen
kişiler topluluğu olarak millet bütününü
oluşturmasında en büyük medeni özelliği
bulmuştur.
|
III_Atatürk’ün Askerliğe Yönelik Eserleri |
 |
Bölüğün Muharebe Eğitimi |
Kurmay Ön Yüzbaşı M.Kemal ATATÜRK, bu eseri Türkçe’ye çevirdiği
yıllarda, Osmanlı İmparatorluğu dağılma
sürecine girmişti. Daha Harp Okulu
öğrencisiyken bile ülke sorunlarıyla
ilgilenen Mustafa Kemal yaklaşan 1 nci Dünya
Savaşı felaketinden ülkesini ancak iyi
eğitilmiş ve donatılmış disiplinli bir
ordunun koruyacağının bilincindeydi. Ancak
mevcut talimnamelerdeki bilgiler devrin
muharebe koşullarını karşılamıyordu.
Birliklerin eğitim seviyesini yükseltmek
için yeni talimnamelere ihtiyaç olduğu gibi
birlikleri yanaşık düzen eğitim alanlarında
muharebe şartlarına göre eğitim yaptırmak
için araziye çıkarmak, muharebe eğitimini
orada yaptırmak gerekiyordu.
Berlin Askeri Akademisi eski müdürlerinden
Alman Generali LITZMANN’ın “Bölük Muharebe
Eğitimi” adlı eser, Kurmay Ön Yüzbaşı
Mustafa KEMAL’in aradığı şartları taşıyordu.
Mustafa Kemal’in tercüme ettiği küçük birlik
komutanlarının sevk ve idare bilgilerini
arttırmaya yönelik bu eser, “meskun yerlerde
muharebe”, “savunma” ve “taarruz” konularını
kapsamaktadır.
 |
Takımın Muharebe Eğitimi
|
Bu kitap, yine General LITZMANN’ın “Sefer Mevcudunda Takım, Bölük
ve Taburun Muharebe Talimleri” adlı eserin
ilk bölümünü oluşturmakta olup, Selanik’te 3
ncü Ordu Karargahında görevli, Kurmay
Kıdemli Yüzbaşı Mustafa Kemal tarafından
tercüme edilmiştir.
Kitabın özünde; sefer kadrosu tam olan bir
takımın değişik hava şartları ve çeşitli
arazi koşullarında, basit bir mesele içinde
muharebe yöntemlerinin uygulanması, avcı
hattı teşkili ile bir avcı hattının ateş
muharebesi bulunmaktadır.
 |
Taktik Tatbikat Gezisi
|
Mustafa Kemal, subayların arazide yetiştirilmesini amaçlayan
tatbikatların önemini vurgulayan bu eserini,
1911 yılında 5 nci Kolordu Harekat Şube
Müdürü iken yazmıştır. Bu eserde, KIRMIZI ve
MAVİ roldeki muharebe birliklerinin SELANİK-KILKIŞ
arasında yaptıkları savunma ve taarruz
uygulamalarının değerlendirmesini yapmıştır.
Bu eserinde Mustafa Kemal, bir muharebeyi
sevk ve idarede belirli kuralların
olmadığını vurgulaması yanında, Komutanın
nitelikleri üzerinde durmuştur. Mustafa
Kemal ATATÜRK’e göre; Komutan, kişisel
cesaret sahibi olmalı, birliğini ortak bir
hedefe yöneltebilmeli, birliğini hem savaşta
hem de barışta eğitme konusunda yetenekli
olmasının yanı sıra, düşman imkan ve
kabiliyetlerini önceden sezme ve harekatı
uygun yer ve zamanda icra etme yeteneğinde
olmalıdır
 |
Taktik Meselelerin Çözümü Ve
Emirlerin Yazılmasına İlişkin
Öğütler |
ATATÜRK, katıldığı ve büyük başarılar elde
ettiği Çanakkale Muharebelerinden edindiği
tecrübelerden, “Taktik Mesele Çözümü” ve
“Emirlerin Yazılması”na ilişkin önemli
hususları, 1915 yılında yazdığı, 7 sayfalık
bu eserinde toplamış ve 16 Kolordu Komutanı
olarak, tüm subaylar tarafından bunların
okunmasını emretmiştir.
 |
Cumalı Ordugahı |
1909 yılı yazında, Osmanlı Ordusu hizmetinde bulunan Alman Mareşali
Von Der GOLTZ, Makedonya’daki Türk Ordusuna
garnizon tatbikatı yaptırmak üzere Selanik’e
gelecektir. 1909 yılı Kasım ayında yapılacak
bu garnizon tatbikatı için yapılan
hazırlıklar kapsamında, meseleler
hazırlanmakta ve birliklere icra
ettirilmektedir. Cumalı Ordugahında yapılan
süvari tümeni eğitim ve manevraları da
bunlardan biridir. Mustafa Kemal, bu
tatbikatların yapılmasını, Türk Subaylarının
kendilerine olan güvenini arttırmak ve hep
yabancılara uymak zorunda olmadıklarını
göstermek amacıyla gerekli görmekteydi.
Cumalı Ordugahında 3 ncü Süvari Tümeni’nin manevralarına katılan
Mustafa Kemal, anılan manevraları anlatan
“Cumalı Ordugahı” adlı eserini yazmıştır.
Mustafa Kemal, bir kurmay subay olarak
teorik bilgilere önem vermekte ancak askeri
tatbikat ve manevralardan sadece
katılanların yararlanmasını yeterli
görmemektedir. Bu yüzden 10 gün süren bu
tatbikat sırasında tuttuğu gözlemci
notlarına ayrıntılı olarak bu eserinde
değinmiştir.
 |
Zabit Ve Kumandan İle Hasbıhal |
Mustafa Kemal, yakın arkadaşı olduğu Mehmet Nuri (CONKER) Bey’in
“Zabit ve Kumandan” adlı kitabını okuduktan
sonra, kaleme aldığı “Zabit ve Kumandan ile
Hasbıhal” adlı kitabını Sofya’da
Ataşemiliter iken Mayıs 1914 ayında
yazmıştır.
Bu kitabında Mustafa Kemal, Nuri CONKER ile takip ettikleri
manevralardaki kumandan ve zabitlerin
durumlarını ve bilgisizliklerini acıklı bir
surette tasvir ediyor.
ATATÜRK’ün Balkan Harbi’nin acıları çok derin
ve büyüktür. Doğduğu, büyüdüğü Selanik’in
düşmana hibe edildiğini Afrika’da duyduğu
vakit ne kadar elemli günler geçirdiğini
burada hatırlatmaktadır.
ATATÜRK’ün en çok üzerinde durduğu bölüm “İnisiyatif” başlığı
altındaki yazılardır. Bu kelimeyi
“kendiliğinden hareket ve iş görme” olarak
tarif etmiş ve detaylandırmıştır. Bu bölüm
başlı başına bir fikir muhassalasıdır.
Bu küçük kitap o tarihlerdeki Mustafa Kemal’in düşünce yapısını
bizzat kendi kaleminden anlatan ve tanıtan
en iyi eserdir.
Atatürk tüm bu eserleri bizlere bırakmakla
çok iyi bir siyasetçi, çok iyi bir asker,
çok iyi bir öğretmen olmasının yanında çok
iyi bir yazar olduğunu da kanıtlamış
olmaktadır.